Sebâtü’l-Âcizîn, 17. ve 18. yüzyılda Buhara-Semerkand ilim geleneğinin önde gelen simalarından Nakşibendî-Müceddidî mutasavvıf Sûfî Allahyâr tarafından kaleme alınmış manzum bir didaktik metindir. Ehl-i sünnet akidesini ve Hanefî-Mâtürîdî metodunu esas alan bu eser, Çağatayca yazılmış olması itibarıyla Doğu Türkçesinin geniş coğrafyasında asırlar boyunca okunmaya devam etmiştir. Varyantlarına göre 1000-2000 beyit arasındaki hacmiyle geniş bir muhtevayı barındıran
Normal 0 21 false false false TR X-NONE AR-SA /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:”Normal Tablo”; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-parent:””; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin-top:0cm; mso-para-margin-right:0cm; mso-para-margin-bottom:8.0pt; mso-para-margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:”Calibri”,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:Arial; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} AHMET YESEVÎ’NİN ŞİİRLERİNDE ÜSLUP VE İFADE TEKNİKLERİ Hoca Ahmet Yesevî, 11. yüzyılın ikinci yarısı
Nerşahi’nin hadisçiliği üzerinde durulacaktır.
28 Nisan 2026
Özet Türkistan, İslâmiyet’in kabulünden sonra tasavvufun cereyan ettiği başlıca merkezlerden biridir. Ahmet Yesevi’nin (ö. 562/1166) yaşadığı dönemde Türk toplumu, uzun bir süredir tasavvuf düşüncesine aşinaydı. Öyle ki sûfîlerin menkıbeleri ve kerametleri yalnızca şehir merkezlerinde değil, göçebe Türk boyları arasında da yaygınlık kazanmıştı. Türkistan coğrafyasında İslâm tasavvufunun temelleri atılırken, dünyevileşmeye karşı gelişen “zühd” anlayışı kurucu bir
Anlam Teorileri ve Kur’ân Hermenötiği Bağlamında Fârâbî ve Anlam Ontolojisi Kur’an’ın anlaşılması meselesi, İslam düşünce geleneğinde yalnızca tefsir ilminin değil, aynı zamanda dil, mantık ve epistemolojinin de merkezinde yer almıştır. Bu bağlamda anlamın mahiyeti, kaynağı ve üretim süreci, klasik dönemden itibaren tartışılan temel problemlerden biridir. Tefsir geleneğinde uzun süre baskın olan yaklaşım, anlamı ya
Mâturîdî’nin Te’vilâtu’l-Kur’an’ında Dilbilimsel Tefsir Kur’an, ilk muhataba mesajı iletirken onların kullandığı kelime ve kavramları esas almıştır. Ancak indiriliş gayesi gereği Kur’an, bu kelime ve kavramların anlamlarını ya olduğu gibi bırakmış ya kısmen değiştirmiş ya da yeni anlamlar yüklemiştir. Nüzul dönemi muhatapların ekserisi, kendi dil ve kültürleriyle ilgili olan Kur’an kelimelerinin çoğunu anlıyordu. Onlar içeriği değiştirilen
Rus araştırmacılarının Türk-İslamı nasıl algılandığı önemli bir mevzudur. Rusların İslam aleminin tanımlaması vardır bir de Türk müslümanlara nasıl baktıkları onların eserlerinde yansımasın öğrenmek şarttır. Çünkü Rusların Türklere karşı tutunduğu diplomatik etiket ve tavırlarda mutlaka islamın da yeri vardır. Bu güne kadar bu konuyla araştırmalar olup olmadığı belli değil. Onun için biz rus araştırmacıların ederlerini tarayacağız.
28 Nisan 2026
This study examines the scholarly life, works, and thought of Muhaddis Abdulhaq al-Dihlawi (d. 1642), a descendant of a Turkish family that migrated from Bukhara to Delhi during the Mongol invasions. Al-Dihlawi played a central role in the institutionalization of Hadith sciences in the Indian Subcontinent during the 11th/17th century. By transplanting the Hadith tradition
Mâverâünnehir bölgesi, birçok ilim dalında alimlerin yetiştiği, bereketli bir coğrafyadır. Bu durum hadis ilmi açısından da böyledir ve bölgede birçok önemli muhaddis çıkmıştır. O muhaddislerden biri de hadis hafızı Ebû Saîd el-Heysem b. Küleyb eş-Şâşî’dir. Aslen Tirmizli veya Mervli olan ve Şâş (Taşkent)-Binkes’te doğan, çocukluk yıllarını burada geçiren eş-Şâşî, hadis tahsili için seyahatlere çıkmış
28 Nisan 2026
Türkistan ve Türk Mefkûresinin Manevi Dinamikleri: Farabi Örneği ya da Hadis Felsefesinin İmkanı
Last Comments